Create Your Glitter Text



Create Your Own Custom Message

M.FETHULLAH GÜLEN - NAMAZI HİSSETMEK İÇİN NE YAPTINIZ?




Soru: Namazlarımızı derin bir kulluk şuuruyla eda edebilmek için

ne yapmak lazım?


İman ve namaz aynı döl yatağında neş'et etmişlerdir;

namaz, imanın ikiz kardeşidir.

 İman,

dinin ve diyanetin nazarî yanını teşkil eder;

o nazarî yanın takviye edilmesi ve

tabiatın bir derinliği haline getirilmesi ise

ancak başta namaz olmak üzere diğer ibadetlerle mümkün olur.

Bu itibarla da, denebilir ki;

namaz pratik imandır,

iman da nazarî bir namazdır.

 Dini yalnızca bir vicdanî kabulden ibaret görenler

ve ibadet ü tâatı devreden çıkaranlar,

 mesleklerini din kategorisi içinde mütalaa ettikleri halde

hiç farkına varmadan şirke girmekten kurtulamamışlardır.

Evet, dinin direği namazdır.

Namaz, mü'minin günde en az beş defa içine girip temizlendiği

sonsuzluğa doğru akıp giden bir tevbe ırmağı ve

arınma kurnasıdır.

O, savaş meydanında mücadelenin kızıştığı

en tehlikeli anlarda bile hakkı verilmesi gereken çok önemli bir vazife,

emin bir sığınak,

 mühim bir kurbet vesilesi ve en kısa bir vuslat yoludur.

Namazın bu hususiyetlerinden dolayıdır ki,

Asr-ı saadetten günümüze kadar

 Hak dostları onu hayatlarının merkezine koymuş ve

farzları ikâme etmekle yetinmeyerek

her gün yüzlerce rek'at nafile kılmayı itiyad haline getirmişlerdir.

M.FETHULLAH GÜLEN

 

Yorum (4) Yorum yaz!

TEKBİR DOKULU NEFES



Zühde cismani lezzet ve geçici zevklere,
Karşı koymak şeklinde bir mana verir isek.
Takva günaha karşı benzemek meleklere,
Sevmemek fani yurdu, Allah baki, diyerek.

Zahidlik şu dünyanın rahatını terk etme,
Haram helale karşı oldukça hassas olmak.
Kılı kırk yarar gibi doğruluk üzre gitme,
Böylece sonsuz huzur, sonsuz saadet bulmak.

Belaya karşı sabır, musibete dayanmak,
Günah ve masiyete direnmek ömür boyu.
Gerçek zühd Allah Allah diyerek kor kor yanmak
Ve asla terk etmemek bu çileli zor yolu.

O hoşnut olsun yeter, diyerek hak davayı,
Gaye-i hayal etmek ve anlatmak çevreye.
Zahidin gönlündedir aşkla gerilmiş yayı,
Okunu fırlatmaz o bir fani kelebeğe.

Ahiret hayatının baki avları varken,
Yani cennet yanında, geçici gölge ne ki.
Kim ister ki faniyi sonsuzluğu umarken.
Almaz verseler bile şu yetmişbin feleği,

Varlık içinde yokluk çekmeli bazen zahid
Başkaları uğruna yaşayan garip insan.
Bütün zevkleri görür insanlık için zaid,
Zevk yıldızı yanında diğergamlık kehkeşan.

Tûl-i emel bir bela, zevk ü sefa bir züldür,
Allah'ın ihsanına şükretmek zahidanlık.
Dünya sönen bir ocak, ya da savrulan küldür,
Her şey zahide göre zevk ü sefa bir anlık.

Dünya malı fanidir, elden çıkar üzülmez,
Meth ü senaya karşı ilgi, alakası yok.
Hakk'a kulluktan başka kulluklar nedir bilmez,
Yüreği aşkla doymuş fani sofralara tok.

Yeme içmelerinde zühd düşünür, zühd solur,
Havf ve reca arası gidiş gelişi gibi.
Zahidin gönlü ancak Allah için kavrulur,
Zira Yüce Allah'tır yüreğinin sahibi.

Dünya zahide göre altın, gümüş, zebercet,
Allah'tan uzak koyan bir yığın fani meta.
Salim bir yürek için bunlar sadece illet,
Yönelmez zahid gönül dünyaya asla, kata.

Gerçi zenginlik değil zahidanlığa mani,
Yüreğe fani zehir sirayet etmedikçe.
Buna örnek olmuştur İki Cihan Serveri,
Hayatının her anı kurtuluşa dilekçe.

Mükâfatı sadece Allah'tan bekledi O,
Asla başkalarına el açmadı hayatta.
Bu dünya bir gölgedir, başka değil dedi O,
Allah'a yolculukta, ebedi seyahatta.

Aç kalmak korkutmadı, susuzluk ürkütmedi.
İnfak etti eline ne geçerse fakire.
Allah için her şeyim erisin bitsin, dedi
Ve böylece erişti miraç adlı sehere.

İki yanında altın dağlar yürüse bile.
İnfak edecek kadar dünyayı silmiş insan.
Böyle bir zahidanlık asla gelemez dile,
O'nu solduramadı dünya isimli hazan.

Hz. Ali der ki zühd için takva için,
"Dünyada hazırlanan ebedi sonsuz yuva."
İşte budur rotası dört dörtlük bir zahidin,
Her bir anı örülü motif motif mavera.

Zahidlik kısacası dünyayı terk ederek,
Allah'a teveccühtür bunu bilmeli herkes.
Yüreğine ilahi sevdayı zerkederek,
Olmaktır ebediyen tekbir dokulu nefes.


 

Kalbin Zümrüt Tepeleri'nden Şiir Damlaları
Mehmet Erdoğan, fgulen.com, 10.01.2007

Yorum (yok) Yorum yaz!

BUYRUN İZLEYİNN ARKADAŞLARR ....

    

Arapların MSN Kullanma İlahisi - İZLE

Arapça hazırlanmış, Messenger'ın zararlarından bahseden ilahi ve video İZLEYİN


05/01/2007




 

 

Arapça hazırlanmış,

Messenger'ın zararlarından

 bahseden ilahi ve video çalışma
Parçada messenger başında

harcanan zamanların daha

faydalı işlerle geçirilmesi

 gerektiğinden bahsediyor..

 


http://www.haberalemi.net/haber_detay.php?haber_id=15052

 

Yorum (3) Yorum yaz!

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN "Allah'a abd ve hizmetkar olana her şe



((((Cumanız Mübarek Olsun ..)))
 
Esselamun aleyküm
 
Bugün,
 çölleşen ruhlarımıza ve çatlamış umutlarımıza 
kevser çağlayanları
Sunulmakta..
Cennet koridorları görebilen gözlere açmış kapılarını,
 ebedi huzur dağıtmakta
talib olanlara.
Ham’d olsun bu kutlu güne bizi kavuşturan,
 heba ettiğimiz ömrümüze sonsuzluk
Hükmün de
Kutlu anlar saklayan RAHMAN’ a.
 
Cumanız hayırlara vesile olsun sizin için ve
Siz’ler o RAHMET deryasından yudum yudum, 
kana kana, ebediyen için…
 
O na (c.c) yönelmenin saadetini
 tüm benliğinizin hissetmesi 
duasıyla
CUMA’ nız mübarek olsun…

 

Yorum (2) Yorum yaz!

İNANCA SAYGI BAŞÖRTÜSÜNE ÖZGÜRLÜK! İSTİYORUZ...


 

İNANCA SAYGI

 

 

BAŞÖRTÜSÜNE

 

 

ÖZGÜRLÜK!






Yorum (5) Yorum yaz!

º¤ø,¸¸,ø¤º°`°º¤ø,BAŞÖRTÜSÜNE ÖZGÜRLÜK KAMPANYASI °º¤ø,¸¸,ø¤º°`°º



YERYÜZÜNDE

BAŞÖRTÜSÜ

ZULMÜ’NÜN

ERMESİ

DİLEĞİ

İLE…

Ve Sizler…

O gün ayetler, sizin omuzlarınızda söz

Ediyordu..

Başörtüsünü bir sancak gibi yapan Elif’tiniz.

İnce ceylan derisinde, sülüs yazılarla, süslü

“Nur” ayetlerinin şavkıydı dalgalanan..

Üç küçük ağaç dallarını size dönüp çiçeğe

Döndü Ogün..

Rüzgar bazen pervaz ediyor, ince beyaz

Çiçeklerin arasından süzülüp, sizin

Başörtünüzde duruluyordu…

Ve derken…

Gökte , güneş gelip başınızın üstünde durdu..

Hüznün şerefelerinde mavi ezan çiçekleri

Açıldı…

Siz… bir zulmün üzerine yürür gibi yürüdünüz.

Siz..ayetlerde omuzlarından söz

Edilenlersiniz..

Siz..yeryüzünün bütün meydanlarından

Başörtüsünü birer sancak gibi

 taşıyanlarsınız…

Siz.. iffet ve namus timsalleri…

Yeryüzünün zümrüt parıltılarısınız…

Siz.. yeryüzüne sığmayan, iman çağlayanlarısınız..

Ve sizler BACILARIM..

Başörtüsü için çile çeken, gözyaşı döken

Bacılarım…

Allah yolunda her türlü tehdide, işkenceye,

Zulme göğüs geren, dövülen, horlanan..

Sözlerinde, özlerinde gönüllerinde imanın

Nurunu dalgalandıran..

Allah için, seherlerde kanlı gözyaşları arş-ı

Alaya dayanmış sizler..!

BACILARIM… SİZLERE SELAM OLSUN!

Ve sizler.. öyle kimselersiniz ki;

Allah ve Rasulünü dünyadan ve

Dünyadakilerden üstün tutanlarsınız

-         Sizler Allah’tan ümit kesmeyenlersiniz..

-         Sizler dertlerini sessiz – beyaz dilekçelerle

Allah’a sunanlarsınız..

-         Sizler istediklerini yalnız ve yalnız Allah’ tan

isteyenlersiniz..

Ve Sizler..

-Allah’ ın mahşerdeki hesabını unutup, size

Alaylı gözlerle her türlü acımasızlığı yapanların

Yüzüne;

Şanlı direnişlerinizi tokat gibi çarpan

Sümeyyelersiniz…

SİZLERE SELAM OLSUN..

Bakın! Duyuyormusunuz..?

İşte ecdadın sitemkar sesleri

Şanlı ecdadın mezarlarında kemikleri sızlıyor..

Vatan için, millet için, bayrak için, Kur’an için,

Başörtüsü için, namus için can vermiş.. Şehit

Olmuş şanlı ecdad..

Bizler, ümmetin erkekleri boynumuz eğik..

Ama onlar.. onlar medar-ı iftiharlarınız..

Mezarlarında rahat uyumayan yüz binlerce

şehid’ in al kanarlı…

BACIM..

İnan ki, senin başörtünde gül bahçesine

Dönüşmüş..

Onların kanları boşa akmamış..

Onlar gül bahçelerini sulayan; Eyyub El-

Ensariler, Ulubatlı Hasanlar, Sütçü İmamlar,

Akifler..

Ey sütçü imam.. iki bacımızın yaşmağını

Aldılar diye maraş’ ı kana buladın…

HEYHAT..!

Gel gör ki, şimdi senin şuuruna ne kadarda

Muhtacız..

Hakkını helal et!

Senin emanetine sahip çıkamadık..

Senin huzurunda duracak yüzümüz yok..

Bacılarımızın, kızlarımızın derdine derman

Olmadık..

Onlar okumak istiyorlar..

Ama gel gör ki senin torunlarını başörtülü diye

Sokuyorlar okullarına..

O gün Fransız, İngiliz yunan dölleri; bayrağa,

Başörtüsüne, namusa el uzatıyordu..

Bugün adı Müslüman olan, Mehmetler,

Ayşeler maalesef birer başörtüsü celladı

Kesilmişler…

Başörtüsünü düşman bellemişler..

BACIMIN İFFETİ BATMAKTA REZİLİN

GÖZÜNE..

ACIRIM TÜKRÜĞE BİLLAHİ! TÜKÜRSEM

YÜZÜNE..

Diyor merhum Akif

Reziller görevlerini yapıyorlar..

Peki ya bizler? Adı Müslüman olan bizler..

Üzerimize sanki ölü toprağı serpilmiş…

Evlerimizdeki rahat koltuklarımızdan onların

Gözyaşlarını izliyoruz…

Utanmadan.. utanmadan…

Ve SEN okula alınmayan ,gözleri arş-ı

Alayı titreten BACIM.. BAKAMIYORUM

YÜZÜNE.. UTANIYORUM..

Sana karşı vazifemi yapamadım.. beni affet..

Biliyorum.. o her şeyin hesabının hakkıyla

sorulduğu yerde, yakama yapışacaksınız..

sana diyecek sözüm yok.. Tükür.. Tükür

yüzüme.. bacım..

Tükür.. Tükür..

Benim şahsımda adı erkek diye geçinenlerin

Hepsinin yüzüne tükür..!

AH BACIM..

Senin gözyaşlarını görecek gözlerimizin

Önünde, şimdi neler var neler..

Paralar.. altınlar.. evler.. dünyalıklar…

Senin yaşadıklarını hissedecek yüreğimizde

Öyle bir pay var ki, kapkara..

Kalplerimiz ise taş kesilmiş.. kaskatı olmuş..

Ah BACIM ah..

Sen yinede üzülme

Her gün beraber olduğun insanlar, hem de adı

Müslüman olan bunca insan,

Annen, baban, kardeşlerin, bizler, kısacası

Hepimiz..

Bu kayıtsız hali, lakayıt hali, seni

Düşündürmesin.. ağlatmasın..

Bizler vazifemizi yapamasak ta sen yinede

Üzülme!

Ümit var ol..

BACIM…

Unutma! Tez geçer zulmün ezası.sabretmeyi

Bileceksin tamam mı?

 

 

Çevirmez ahını Allah öksüzün pek basittir,

Devrilmesi köksüzün her kim olsa haksızlığı

Haksızın suratına çalacaksın tamam mı?

 

 

 

 

Yolunuz her zaman Allah yoludur! Bu böyle bir

Çile ki, kökü şehidin kanıdır! Hak haklının en

Mukaddes malıdır. vermezlerse alacaksın

Tamam mı?

 

 

Yalana hayır, bu gerçeğe evet mücadeleden

Yılma, kalsanda tek fert birde ötesi var,

Buranın elbet, nasıl olsa güleceksin…

Güleceksin… güleceksin tamam mı? *****

 

**********ALLAHIM, Bizlere

Yüzümüzü ağırtan böyle nesiller verdiğin için

Sana şükürler olsun..

ALLAHIM… Ayakları senin davanda sabit olan

Bu güzide evlatları, bütün ümmeti

Muhammed’ e ibret eyle, rehber eyle…

ALLAHIM, bütün bu yapılanlar ümmetin

Dağınıklığından.. en kısa zamanda bütün

Müslümanlara, birbirini sevmeyi, birbirleriyle

 kardeş olmayı ve birleşme şuurunu nasip

eyle..

ALLAHIM sen Mevlamızsın.. bizleri bağışla..

Bizleri şuurlandır.. gözlerimizi aç.. kalplerimizi

 Yumuşat.. ayaklarımızı kaydırma.. davamızda

Zafer nasip eyle…

AMİN… AMİN… AMİN…

 

 

((( BASORTU.net ))) ‘ den alınmıştır.

 

http://www.basortu.net



 

Yorum (yok) Yorum yaz!

~~ DUA ~~



Ya Rabbi dava içinde asıl davayı kaybedenlerden yapma bizi...

Lütfunla Koru.
Kötü insanların yüzünden davaya küsenlerden etme.

Ehl-i kıble olan kardeşlerimizin birbirlerine taş atmamaları için bize yardım eyle.

Bizi bize bırakma, küffara boyun eğdirme.

Mum olmadığımız yerde güneş olduğumuzu zannettirme.

Nefsin ve şeytanlaşmış insanların şerrinden bizi koru.

Dava içinde Davamızı kaybettirme Ya Rabbi..!
Amin. Amin…

 

Yorum (1) Yorum yaz!

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN...

Yorum (yok) Yorum yaz!

~~~ HAYIRLI BAYRAMLAR ~~~



GÜZELLİK , BİRLİK , BERABERLİK DOLU, HER ZAMAN BİR ÖNCEKİNDEN DAHA GÜZEL VE MUTLU...
TÜM ARKADAŞALRIN KURBAN BAYRAMINI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLAR SAĞLIK,BAŞARI VE MUTLULUKLAR DİLERİM.

HER ŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN!
BÜYÜKLERİMİZİN ELLERİNDEN KÜÇÜKLERİMİZİN GÖZLERİNDEN ÖPÜYORUZ...

Yorum (26) Yorum yaz!

"AL BAYRAĞI AL DA GEL" Hocaefendi'ye hasret, bayramlarda dah



Hocaefendi'ye hasret, bayramlarda daha bir ziyadeleşir seven gönüllerde. Adeta milyonların gönlünde "bayram gelmiş neyime!" türküsünün keder dolu mısraları yankılanır. Allah için sevmenin, Allah'tan ötürü sevmenin tarifi zordur, haddini çizmek hududundan bahsetmek de mümkün değildir. Beşeri sevdalarla, Hak'tan ötürü Hakk'ın hatırından ötürü sevmenin kıyası yapılamaz. Size nefsin köleliğinden başka birşey sunmayan bir asırda: "Milletimin imanını selamette görürsem cehennemin alevleri arasında yanmaya razıyım" diyen ve dünyada zahirde kendisine cehennem yaşatılan insanlara, karanlıklar içinde nuru gösteren, gözyaşlarıyla imanlı nesiller yetiştiren insanlara muhabbetimiz; elbette diğer sevgilerle kıyaslanamaz. Bizlere sadece ve sadece nefsin köleliğini emreden, her köşeyi bu emredici nefsin tuzaklarıyla donatan, insaniyetten uzak zevk ve sefanın köleliğini emreden bir asırda iman dolu bir duruşla kollarının makas gibi açarak: "Durun kalabalıklar durun bu cadde çıkmaz sokak!" diyen mütefekkirlere, Hak dostlarına muhabbetin kimyası, keyfiyeti tarife sığar mı? İşte böyle sevenlerin sevdiklerinden uzak olduğu zamanlarda:

"Erzurum'da sarı gelin
Ana, bacı, ninelerin
Efe, dadaş yârenlerin
"Al bayrağı al!" diyorlar
"Ana yurda gel!" diyorlar."(1)

Mısraları yürekleri derinden derine yakar. O güzel insanın sohbetinde, vaazında bulunan Bornova Camii'ndeki farklı havayı idrak eden veya Lahmacuncu Ağabeyin lahmacunlarından tadanların, İzmir havasını Bornova Camii'nin avlusundan muhabbet fedaileriyle beraber soluklayanların yürekleri daha bir yanar bayramlarda.

Hocaefendi milletimize akıl ve kalp bütünlüğü içinde seslenmiş; milletin malına el uzatmayı rüyasında dahi görmemiş, hayalinden dahi geçirmemiş nesiller yetişmesine ömrünü adamış, kutlu gönül. Bu masivadan pak, lisanı Hak gönülde, milletinin saadeti ülkemizin huzur dolu yarınları olduğu gibi insanlığın huzur ve barışı da yer almakta. İlk vaazlarından bugüne, Kalbin Zümrüt Tepeleri'nden gelen sesiyle, Allah diyen Hz. Muhammed diyen, milletimiz ve insanlık diyen bu ses bugün dünyaya yayılmakta. "Dövene elsiz, sövene dilsiz." olmaktır onun yolu. "Aç açabildiğin kadar sineni herkese." der gözyaşı insanı; fakat sine Allah sevgisiyle ve onun var ettiklerinin sevgisiyle dolmalıdır. Bu sine zülüfleri siyah'ın (sas) sultan olduğu sinedir. O, kürsüden gönüllere bu duyuşla bu muhabbetle akmıştır. Muhabbet yıllar içinde gönüllerden gönüllere taşmıştır. Kimileri onu ilk defa yıllar önce "Genç Hoca" olarak Kestanepazarı'nda gördü. Kimileri İzmir'de veya Anadolu'nun bir başka şehrinde cami kürsüsüne doğru kalabalıkların arasından hüzme hüzme süzülürken gördü; kimisi onu ilk görüşünde başında bir kalpakla gördü, fakat her gören onda şairin:

"O yüz her hattı tevhid kaleminden bir satır O yüz ki göz değince Allah'ı hatırlatır" mısralarında anlattığı hakikati gördü.

"Sevmek sebepsizdir" der bir şair oysa Hocaefendi gibi hayatını milletinin imanına Türkiye sevdalı nesillere adayan, Yunus gibi yetmiş iki millete bir gözle bakmayı öğreten, Hakk'ın kullarına merhamet dolu, muhabbet fedailerinin yetişmesine vesile olan gönül insanını sevmek için yüzlerle sebebi vardır insanımızın. Onun içindir hasret:

"Fidanların büyüdüler
Türlü meyveler verdiler
Kimileri bakım ister
Hazandere coşmadan gel
Sarı yaprak düşmeden gel."(2)

Hocaefendi sevilmek gibi, şöhret gibi duygulardan beşeri zaaflardan uzakta gönül tahtına sadece Hz. Allah'ı (cc) ve âlemlere rahmet beşeriyetin sultanı, insanlığın dertlerinin ilacı, zülüfleri siyah, güzeller güzeli Hz. Mustafa'yı misafir etmiş onunla şeref duyan bulduğunu, kullukta bulan bir insan. O, beklentilerden uzak sadece ve sadece Hakk'ın rızasını isteyen en büyüğe talip, beklentisi dünyevi olmayan bir gönül zengini. En büyük payeyi kullukta bulmuş bir münzevi, aynı zamanda "dünya somatik olun" Diyen insanların dertleriyle dertli bir kutlu. İşte böyle bir insanadır duyulan hasret; işte böyle bir insandır milyonların gönlüne taht kuran:

"Değerini bilemedik
Hünerini sezemedik
Eserleri göremedik
Hoşgörüyle bağışla gel
Huzur yüklü yağışla gel"(3)

Her bayram ona olan hasret ziyadeleşiyor. Seven gönüllerde hasret katlanıyor. Bu sene olmadıysa seneye ya da Hakk'ın takdir ettiği en güzel zamanda, her yerin gül koktuğu baharda diyor, tevekkül solukluyor, ümit solukluyoruz:

"Hak, isterse yol dürülür
Perde kalkar sır çözülür
En uzaklar net görülür
Hikmet çölü aşmaya gel
Sıla suyu içmeye gel."(4)

Hocaefendi nice Hak dostları gibi, Anadolu'da yetişmiş Mevlana gönüllü nice Allah dostları gibi ömrünü insanına ve insanlığa adadı. Al bayrağı kıtalara taşıyan insanlığın yarınları için diyalog diyen rahmet, merhamet diyen Hocamızı Cenabı Allah sevenlerine, milletimize, insanlığa bağışlasın diyoruz. Milletin yarınki bayramlarında Rahman onunla bayramlarımızı bayram etsin diyoruz. Bir gün mutlaka umuduyla, Ali Şendil Hoca'nın dua mahiyetindeki şiirine amin amin amin diyoruz:

"Erzurum'da sarı gelin
Ana, bacı, ninelerin
Efe, dadaş yârenlerin
"Al bayrağı" al diyorlar
"Ana yurda gel!" diyorlar."(5)


1–2–3–4–5: Abdullah Aymaz Bey'in 24–12–2006 tarihli Zaman Gazetesi'ndeki "Tatlı Hicran" adlı yazıdan alınmıştır. Şiir Ali Şendil Bey'e aittir.

 

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Fethullah Gülen cemaatinin okulları ve dershaneleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Son Durum
Altyapı: Pollemik.com
Kuran-i Kerim Kuran-i Kerim


MP3 Player Turtorial





Create Your Glitter Text